3,5/5 - 57 Kişi Yorum Yap, Kazan!

Sayfa Sayısı : 528

İlk Baskı Yılı : 2002

Baskı Sayısı : 8. Basım

Dil : Türkçe

Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir g&u ... Tamamını gör
36,0 TL
48,0 TL %25
ya da
60 TL üzeri kargo bedava!

Yazar Hakkında

Murathan Mungan

Murathan Mungan

21 Nisan 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Mardinli bir ailenin çocuğudur. Babası avukat İsmail Mungan, annesi Habibe Mungan'dır. İlk, orta ve lise yılları Mardin'de geçti; Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Mardin eserlerinde sıkça kullandığı mekanlardan birisi oldu. Bu çevrenin taşıdığı farklı kültürel yapıyı, insan olgusunu eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı. Yazar, 1972'de Ankara'ya yerleşti. Lisans ve ... Tamamını gör

Yazarın Diğer Eserleri

Kitap Açıklaması


Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir günümüz kadın prototipi olan minik Tuğde ile yaşadıkları roman kahramanı açısından zengin ama ıstıraplı bir deneyime dönüşüyor ilerleyen sayfalarda.

Yüksek Topuklar, Murathan Mungan'dan İstanbul, özellikle de Beyoğlu ekseninde gezinen uzun bir gözlem ve deneyim kılavuzu olarak okunabilir.


Bundan birkaç yıl önce yazmaya karar vermiştim bu öyküyü.
Güzel ve uzun bir öykü olsun istemiştim. Her zamanki gibi onca iş, onca uğraş girdi araya; gündeliğin hayhuyunda başka öyküler, başka öykücükler; yalnızca yazılan, yazılmayı bekleyenler değil, yaşananlar da geçit vermedi... Sonunda, "Bir gün yazarım, nasıl olsa bir gün yazarım," diye beklettiklerimden biri olup çıktı bu da... Kimi zaman, yazdığımda, kim bilir nasıl müthiş bir kitap olacağını düşleyip, heyecanlandıklarımdan biri olarak geliyordu aklıma; kimi zaman da yazamadıklarımın yüreğimi daraltan ağır çeki taşlarından biri olarak... Bu tür "muhasebeler" içinde bulunduğum ruh haline göre değişiyordu; belki yazacağı onca şeyi üst üste yığıp yıllar boyu onlarla birlikte gezen bütün yazarlarda böyle oluyordur. Artık onları bilemem. Ama her zaman söylerim, yazıp da, düşlediklerinizin ne kadarını yazabildiğinizi görmektense, "bir gün yazdığımda nasıl müthiş bir şey olacak kim bilir!" diyerek kendinizi geleceğe ertelemeniz daha heyecan vericidir.
Bilirsiniz, insanları heyecanları yaşatır.
Buraya kadar söylediklerimden benim bir yazar olduğumu düşünmüş olmalısınız; hayır, değilim, ama öyle zannedilmek hoşuma gidiyor. Aslında yazıya gönül vermiş olduğumu, boş zamanlarımda, nasıl derler, "kendi çapımda" öyküler, öykücükler, çeşitli denemeler yazdığımı, ne yazık ki, ancak birkaç yakınım biliyor. Onların da pek ciddiye aldığını sanmıyorum. Başarılı bir grafikerim, işime çok asılmamakla birlikte fena para kazanmıyorum; bunların bana yettiğini düşünüyor olmalılar. Yazdıklarımdan, yazmaya çalıştıklarımdan kimselere pek söz etmem; hem kendimi sahiden bir yazar olarak görmeyişimden kaynaklanıyor bu -insan kendini bir yazar gibi hissetmezse, başkaları için nasıl ikna edici olabilir?-; hem de heyecanlarıma kapılıp birkaç kez anlatacak gibi olduğumda, karşılaştığım genel bir kayıtsızlık, umursamaz tavırlar ya da anlattıklarımın başkaları tarafından inançsız gözlerle dinlenmesi, beni bu konuda iyice ürkek yaptı. Ben de bu arzumu kendime saklamaya karar verdim. Eğer günün birinde iyi bir kitap yazabilirsem, hepsinden öcümü almış olacağım.
(Kitabın İçinden)



Sayfa Sayısı: 528

Baskı Yılı: 2014


Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık

 

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

Murathan Mungan'la Sözünü Sakınmadan (Video)

İstanbul Modern ile Sabit Fikir’in işbirliğinde düzenlenen sıra dışı söyleşi dizisi ‘Sözünü Sakınmadan’ konuşmalarının ilkinde eleştirmenler Semih Gümüş, Ömer Türkeş ve Kaya Genç’in konuğu ünlü romancı, şair ve tiyatro yazarı Murathan Mungan’dı. Etkinlik 7 Temmuz 2011 Perşembe günü İstanbul Modern’in bahçesinde düzenlendi. Mungan’ın bu yıl yayımlanan son kitabı Şairin Romanı’nın ve otuz yıla yayılan yazarlığının konuşulduğu söyleşiye okurlar da sorularıyla katıldı. Yaklaşık 2 saat süren söyleşiyi buradan izleyebilirsiniz...
.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Sabit Fikir

CÖMERT BİR KİTAP
Mehmet Şarman

Murathan Mungan,  öyküleri, şiirleri, oyunlarının yanı sıra denemeleriyle de rüştünü ispat etmiş bir yazar. Sinema yazılarını bir araya topladığı “Kullanılmış Biletler”  adlı güzel kitabını bir solukta okumuştum. İzlemediğim birkaç filmin adını hemen kaydetmiş; izlediklerimi de geri dönme ihtiyacını hissetmiştim (Amorcord filmi üzerine yazdıkları ile derin bir okuma fırsatı sunuyordu.)

.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Puanlamalar

%68,1
%17
%6,4
%4,3
%4,3
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap, Kazan!

23.01.2016

Süper

Kitapta özellikle kadınlar hakkında bilgiler ve tespitler pes dedirtiyor bu kadar mı iyi çözümleme yapılır

22.09.2008

fazla negatif

Kitap güzel başlıyor ancak ana karakter olan Nermin´in depresif ruh hali ve abartılı kadın düşmanlığı bir süre sonra insanın içini sıkmaya başlıyor.Aslında kitap gereğinden uzun olmuş, konu ilerlemediği gibi bir süre sonra kendini tekrarlamaya başlıyor.Ancak Mungan´ın kimi  tesbitleri ve antatım dili takdire şayan.

15.12.2006

Tuğde Sendromu

Çoğu zaman "gerçeğin kendisi", "yaratılmış" gerçeği aşar. Mizah yapamaz olursunuz, çünkü hayatın mizahı çok daha komik ve irkilticidir. Bir öykü veya roman kaleme alsanız ve bir acının başa gelişini iki-üç yerde vurgulasanız, "bu kadar atma da olmaz ki!" denir ama gerçek hayatta aynı acılı süreç on defa bile başına gelebilir insanın.<br>

"Tuğde", Murathan Mungan´ın Yüksek Topuklar romanının baş kahramanı. 5 yaşında büyümüş de küçülmüş, belki "bin yaşında" bir cüce. Tuğde cini, atlıyor-zıplıyor, göz süzüyor, entrika çeviriyor; onulmaz bir telefon ve tv manyağı; herkesi ve her şeyi yönetiyor. Beş yaşında bu mümkün mü diye romanı okuduğumda şaşırıp dururken, kız çocuklarının çok daha küçük yaşta ´flörtlere´ başladığını sağda solda okuyunca daha da bir tuhaf oluyor insan..<br>

Oldum olası küçük kız çocuklarının babalarına bir nevi yarım annelik, yarım da "karılık" yapması, yüce Freud beni affetsin ama, garip gelmiştir. Babalarının (özellikle) yerlerini hazırlayan, onlara izzet ikramda kusur etmeyen garabet ruhlu pek çok kız çocuğu görmüşümdür. Anneyle oedipal çatışmalara giren kız çocuğu babasıyla evlenme, babayla çatışmaya giren erkek çocuklar ise anneleriyle evlenme sanrısına kapılabilirler. Bunun geçici olduğunu sanırken, sanki çok doğalmış gibi bu, uzun yıllar devam eder. Gelinin Babası filminde baba evlilik çağındaki kızını hâlâ "bebek" görür. Kızlar babaları gibi biriyle evlenmek ister vs. Niye? Şart mıdır? Hayır yani, değişmez yasa mıdır ki, herkes buna "uygun" davranmak ister. Şahsen ben kızımın benim gibi biriyle evlenmesini veya kızımın benim yatağımı hazırlamasını, annesine vekalet etmesini, beni çok düşünmesini filan istemem. Sıkıntı verir. Sizin haberiniz veya bir dahiliniz olmadan bir kız öğrencinizin size aşık olması ve garabet hayallere dalıp, başınızı belaya sokması gibi...<br>

Woody Allen ise üvey kızına sarkacak kadar onulmaz bir pedofili hastasıdır. Hayır Soon-Yi´den değil, Mia Farrow´un evlat edindiği küçük çocuklardan birine de sarkmış ondan söz ediyorum; bir anlamda onunla psikopatolojik bir ilişkiye bile girmiştir. Her organı için ayrı bir doktoru olan bu çağımız "delisi", o evcilik oyunlarını psikoloğuna anlatmıştır. Mia Farrow kafayı yemektedir, nasıl bir adama düştüm deyu.(Bknz.Terkedenler Anılar)-Mia Farrow/ Güncel Yayıncılık)<br>

"Kamuoyuna gerçek diye neyi verirsen, gerçek olarak onu kabul eder" der W.Allen, Farrow´a. "Bu ne kadar doğal, normal canım" savsaklamasından bir türlü sıyrılamaz aileler. Bir de kabul etmek istemezler. Çocuklarına "boyun sunmayı" öğretirler, tuhaf köleler haline getirirler ve onların taciz edilmesini neredeyse yok sayarlar. Paronaya içinde olmamak gerektiği gibi, dikkatli bir kontrolü de gözardı ederler ve sonuçta ortaya çıkan acı olay ise gizlenmesi, örtülmesi gereken bir suçtur onlar için.<br>

Tuğde mi? O, romanda bile yenilmemiş, bertaraf edilememiştir. Murathan Mungan, Doğan Hızlan´a Karalama Defteri programında, "Ben Tuğde´yi çok sevdim" demesi karşısında, Mungan "Tabii, sizin içinizdeki hınzır yana hitap ediyor" demesi çok hoş bir değerlendirmedir. Hınzır yanımıza hitap edenlerin de bir yaştan sonra artık tasfiye edilmesi gerekiyor. Yoksa büyümemiş çocuklar halinde kalırız.

x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız