Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 181

Ebat : 14x20

İlk Baskı Yılı : 2001

Baskı Sayısı : 4. Basım

Medya Cinsi : Ciltsiz

“Gözün Hikayesi’nin bu kadar güçlü ve rahatsız edici bir izlenim bırakmasının nedeni, Bataille’ın pornografinin nihai anlamda cinselliğe değil, ölüme dair olduğunu, anlamasıdır. Gözü ... Tamamını gör

Tükendi

Ürün geçici olarak temin edilememektedir

Kitap Açıklaması

“Gözün Hikayesi’nin bu kadar güçlü ve rahatsız edici bir izlenim bırakmasının nedeni, Bataille’ın pornografinin nihai anlamda cinselliğe değil, ölüme dair olduğunu, anlamasıdır. Gözün Hikayesi, okuduğum bütün aykırı kitapların en başarılısıdır.”


-Susan Sontag-


 


“Bataille’ ın üslup olarak Sade’a pek çok şey borçlu olduğu doğrudur. Ama bunun dışında, gerçek doğasına da dokunduğu gerçeği satırlarda saklı.”


-Roland Barthes-


 


“Bataille kendisini çırılçıplak gözler önüne serer, kendini teşhir ederek bütün edebiyatı yıkmayı hedefler. O sözcüklerin soykırımcısıdır.”


-Jean Paul Sartre-


(Tanıtım Bülteninden)

 

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

1001 Kitap'tan 1'i

Edebi pornografinin bu klasikleşmiş yapıtı, aynı zamanda çok önemli bir sürrealist romandır. Bataille (Fransız kütüphaneci, bazen Marksist düşünür, ve edebiyat eleştirmeni ) ayrıca kurgusal olmayan bir erotizm incelemesi de kaleme almıştır. Gözün Hikâyesi, Fransız edebi pornografi yazınının geleneklerini, çapkınlıkla ilgili olay örgüsünün yarattığı karışıklıkları ya da vücudun bölümlerinin ve vücuttaki deliklerin Sade’la ilişkilendirilerek ansiklopedik dille anlatımını kenara iten bir sentezidir. .

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Puanlamalar

%100
%0
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap, Kazan!

22.11.2006

kitaba dair birkaç gözlem -1

Gözün Hikayesi'ne ileride birgün döner miyim bilmiyorum ama Bataille'ın kitabını bu ilk seferinde aykırı edebiyatın bir başyapıtı olarak değil de alalade bir edebi deneme olarak okudum. Kitabın bende bıraktığı bu ilk izlenimin böylesine olumsuz olmasında, hiç kuşkusuz okuma zevkini alıp götüren savruk tercümenin payını unutmamak gerek, ancak asıl mesele burada değil sanırım.<br>

Kitabın Türkçe tercümesinin önüne iki giriş yazısı eklemişler. Bunlardan Barthes'a ait olanını hikayeyi bitirince geri dönüp okumak üzere sona bıraktım zira ilk bakışta Barthes'ın makalesinin bir önsöz değil de sonsöz olarak okunmaya daha uygun olacağını düşünmüştüm. Yanılmadığımı sonradan anladım: Bu, gerek soğukkanlı anlatımı gerek zekice kurgusuyla tam da Barthes'a yakışan türden dört dörtlük bir çözümlemeydi. Hikaye bende hemen hemen hiçbir kıpırtı yaratmadığı için zaten onu çözümleme konusunda istekli değildim, üstelik Barthes'ın makalesi yeni çözümleme denemelerini gereksiz kılacak kadar kusursuzdu. İlk okumada ona ekleyecek pek bir şey bulamadım doğrusu. Bu nedenle ben de hikayeyi çözümlemek yerine onun bana düşündürttüğü meseleler hakkında biraz konuşmak gibi daha mütevazı bir yolu tercih ettim. Ama öncelikle, izin verirseniz, küçük bir saptama...<br>

Gözün hikayesi, Barthes'ın çok iyi gördüğü gibi aslında kişilerin değil nesnelerin, daha doğrusu metonimik bir zincirle birbirlerine bağlanan bir dizi organın ve nesnenin hikayesidir. Birbirleriyle alakasız gibi duran organlar ve nesneler mutlak bir yakınlık içinde dizilirken, aradaki bağlantıları kuran tek bir metafordur "ışığı toplayan ve yayan, görme ve görülmenin ekonomisine hükmeden göz. Barthes bütün dizilerin oradan açıldığını ve dairesel bir metafor oluşturduğunu söylemekte haklı gibi görünüyor" ancak buradaki tespitin keskinliğine rağmen metaforlarla örülmüş bu anlatı biçiminin nihai hedefini pek de fazla deşmemiş olması ilginç. Bu hedef pek tabii ki başka bir yerde Foucault'nun işaret ettiği gibi (Preface to Transgression) Tanrısal düzenin ihlal edilmesidir. Hikayenin bir çeşit doruk noktasını oluşturan İspanyol kilisesindeki ayin sahnesi bu hedefi tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyar.<br>

Bu açıdan bakıldığında Bataille'ın hikayesi sanki İncil'deki bir pasaja nazire yaparmış gibi görünüyor: "Bedenin ışığı gözdür; imdi, gözün saf olursa, bütün bedenin aydın olur. Fakat gözün kötü olursa bütün bedenin karanlık olur. İmdi, sendeki ışık karanlıksa, o karanlık ne büyüktür! (Matta VI. 22-23)". Bataille'ın seçtiği imge tabii ki tersine dönmüş gözyuvarları, ya da karanlık bir çukuru andıran gözdür. Bu şekilde tanrısal gözün nura ve iyiye açılmış gözünün karşısına karanlık bir yorum makinesinin ortasında yer alacak gözü yerleşir. Böylece organlar arasındaki hiyerarşiyi ihlal eden ve salt biçimsel benzerliğe dayalı bir dizi ilişki kurulur "göz, yumurta, testis ve oradan beyazlığı ile bunlara katılan süt vs. Buradan görme rejimini de tümden darma dağın eden yeni bakış çevreye yayılacaktır" sidikli gökyüzü, meni damlalarına benzeyen yıldızlar, akmakta olan sidiği anımsatan güneş küresi, adet kanamasını hatırlatan ay vs. Tanrısal evrenin nurlu düzeninin karşısında tümüyle zillete batmış bu satirik evrende gözyaşı ile vajina sıvısı, kan ile toprak, meni ile İsa'nın kutsal ekmeği, sidik ile İsa&#8217;nın kanı diye içilen şarap birbirine karışır.<br>

Bana kalırsa burada önemli olan, Bataille'ın anlatısının kurduğu yorum makinesidir. Tanrısal gözün nesnelerin hiyerarşisini de kuran ışık rejimi ve buna bağlı olan yorum makinesinin karşı kutbuna yerleştirilmiş başka bir yorum makinesi.

20.08.2002

Gözün her şekli

Çok kısa bir metin olmasına rağmen inanılmaz vurucu sahneler içeriyor. Gereksiz uzunlukta bir önsöz var. Fakat son sahnelerde kesinlikle irkiliyorsunuz. Türkçeye böyle cüretkar bir metin kazandıranları da ayrıca kutlamak lazım. Bazı sözlerin çeviriye uyumlanmasında sıkıntı yaşanmış olması muhakkak ama günlük kullanımda olan sözcükler tercih edilebilirdi.

x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız