Stokta Yok

Ürün geçici olarak temin edilememektedir

Kitap Açıklaması


Setin İçindeki Kitaplar

Yaklaşan İsyan
"Son otuz yılın 'krizler'le geçmesine, işsiz kitlelere ve iyiden iyiye yavaşlayan büyümeye rağmen hâlâ ekonomiye inanmamızı bekliyorlar. Ekonominin krizde olmadığını, ekonominin kendisinin bir kriz olduğunu artık görmemiz gerek.."
Dünyanın üzerinde bir hayalet dolaşıyor: Paris ve Londra banliyöleri, Atina sokakları, Puerta del Sol ve Tahrir meydanları, "ekonominin kalbi" Wall Street... Yaklaşan İsyan, hepsini birleştiren ruhun manifestosu. "Demokratik" Fransa'da bir terör davasının "kanıtı" olarak sunulan bu kitap, çürüyen "medeniyetimizi", yaşadığımız yabancılaşmayı ve devrim ihtiyacını yedi halkada ele alıyor: Benlik, sosyal ilişkiler, iş ve çalışma, ekonomi, kent, çevre ve medeniyet.

Demokrasinin Ötesinde
Bugün muhafazakârın, cumhuriyetçinin, milliyetçinin ve dahi sosyalistin "demokrat" olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada "eylemek" değil "seçim yapmak" kutsanıyor. Her tür eleştiriden muaf olan demokrasi, kendini kusuruyla, yani hiçbir zaman tamamlanmamış olması ile geçerli kılıyor. Totaliter rejimlerin günahlarının totaliter olmalarından kaynaklandığı söylenirken, demokrasilerin kusuru ise "yeterince" demokrat olmamasında bulunuyor. Tarih sadece demokratikleşme ekseninden okunurken, siyaset de totaliterlik-demokratlık tartışmasına indirgeniyor.

Sermaye Muamması
Beden için kan dolaşımı neyse, günümüz toplumunun "politik bedeni" için sermaye akışı da odur. Bu akış yavaşladığında, kesintiye uğradığında ya da durduğunda gündelik hayat da duruyor. Ancak kapitalizmde krizler yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda 'gerekli'. Dolayısıyla her an patlak vermeye hazır olsalar da, ekonomi politikalarına yön verenler tarafından nedense asla 'öngörülemiyorlar'. Sermaye akışının nasıl sürdüğü ve neden kesintiye uğradığı ise kavrayış yoksunu burjuva iktisatçıların makaleleri, raporları, öngörüleri, analizleri ve ekonomi haberleri arasında kaybolup gidiyor. Teşhis yok, tedavi de.

Protestodan Direnişe
RAF'ın kurucularından Ulrike M. Meinhof, bugün hâlâ Avrupa solunun en çok tanınan ve en tartışmalı figürlerinden biri: 1970 yılında, sadece söz söylemenin bir hükmünün olmadığına kanaat getirerek, kalemle başladığı politik mücadele hayatını silahla sürdürmeye karar vermesi, Meinhof'u vicdanlara seslenmek yerine, kapitalizme karşı doğrudan eyleme girişmenin sembolü haline getirdi. Yazarın 1959-1969 yılları arasında, o dönem Almanya'nın en çok okunan ve en etkili sol dergisi konkret'de yayımlanan makaleleri etkisi on yıllarca sürecek bir dönemin resmini oldukça canlı bir biçimde çiziyor.

Devrimci Hayaller
Rus İmparatorluğu'nun son yıllarından, Stalin'in bürokratik merkeziyetçiliğinin kurulduğu 1930'lara kadar süren Sovyet Devrimi yıllarındaki zihinsel kurgular, toplumsal ritüeller ve deneysel yaşamlar üzerine yazdıklarıyla Richard Stites, çalışmasını yayımladığı yıl -Sovyetler'in de son yılı olan- 1989'da en iyi Slav Araştırması ödülünü kazandı.
Bolşevik vizyonun otoriter unsurlarının zaman içinde nasıl özgürlükçü unsurları susturduğunu göstererek, devrimin kurgulanandan çok daha farklı bir devlet yapısına nasıl ulaştığını ortaya koyuyor. Halkın, entelijansiyanın ve bürokratların ütopyalarını araştırıp ortaya çıkaran Devrimci Hayaller, kutlamalardan sembollere, bilim-kurgudan şehir planlamasına, gündelik yaşamdan edebiyat ve sanata alışılmadık alanlardan örnekleriyle, devrimcilerin hayallerini ve hayatlarını oluşturan olguların ayrıntılı bir dökümünü yapıyor.


Dili: Türkçe
Yayınevi: Sel Yayıncılık

 

Puanlamalar

%0
%0
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız