4/5 - 2 Kişi Yorum Yap, Kazan!
11,25 TL
15,0 TL %25
- Teslimat Seçenekleri -
Standart Teslimat : 23 - 25 Ekim
Standart Teslimat’ta 60 TL üzeri kargo bedava!

Kitap Açıklaması


.Güncelliğiyle insanı şaşırtan bu metin Merleau-Ponty'nin 1948'de yaptığı radyo konuşmalarından oluşuyor. Kısalığından umulmayacak bir başarısı var: Aradan geçen altmış yıl boyunca yapılagelen birçok ateşli felsefi tartışma burada son derece anlaşılır ve akıcı bir dille önceden haber veriliyor: Bilim ile diğer bilme biçimleri arasındaki ilişki; gözünü sonsuzluğa diken "tanrısal" perspektiften vazgeçip daha mütevazı, daha "insanca" görme biçimlerinin peşine düşen modern resim ile bilimdeki son gelişmeler arasındaki koşutluk; insanı vücutsuz bir zihin olarak tasarlayan Kartezyen ikici bilim modelinin iflası ile birlikte nesnelerle içli dışlı bir vücut sahibi olduğunu keşfeden, kendindeki hayvanlık, çocukluk, delilik ve ilkellikle hesaplaşma dürüstlüğünü gösterebilen bir insanlık tahayyülü...
Merleau-Ponty, akılcılığın hegemonyasına karşı "insan deneyiminin bütün öğelerine", özellikle de hep yanıltıcı ve ikincil sayılagelmiş "algı"ya, duyularımıza, vücudumuza hakkını vermeye çalışan bir filozof. İçinde bulunduğumuz doğal ve kültürel dünyaya algı üzerinden nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu serimleyen bu güzel kitabın, sanata, görmeye ve fenomenolojiye ilgi duyan okurlar kadar, siyasal alanla felsefeyi birlikte düşünenler tarafından da zevkle okunacağını umuyoruz. Çünkü şunu söyleyen bir filozofla karşı karşıyayız: "Saf zihinlerden oluşan bir topluluk olmakla övünmeyelim artık, toplumlarımızda birbirimizle kurduğumuz ilişkilerin gerçekten ne olduğunu görelim: çoğunlukla köle-efendi ilişkileri bunlar."



Sayfa Sayısı: 77

Baskı Yılı: 2014


Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık

 

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

Dünyanın Ortasında
Kaan Özkan

Modern zamanların en büyük semptomlarından biri, insanda baş edemeyeceği bir geç kalmışlık duygusu uyandırması galiba. Erken kalkıp işe yetişmek, otobüsü kaçırmamak, faturaların gününü geçirmemek, ilişkileri düzenlemek, görüntüleri yakalamak ve... belki bir gün’ler. Bitmek bilmez bir koşturmaca. Kafanı kaldıramama ya da başka bir tarafa çevirememe; hatta çevirmeyi bile akıl edememe. Giderek ağırlaşan bir bunaltı. Çoğaltılan güvensizlikler. Sonrası çaresizlik. İnsanın sıkışıp kaldığı köşelerin gitgide artması.
.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Puanlamalar

%50
%0
%50
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız