0/5 - 0 Kişi Yorum Yap, Kazan!
21,0 TL
25,0 TL %16
- Teslimat Seçenekleri -
Standart Teslimat : 24 - 26 Ekim
Standart Teslimat’ta 60 TL üzeri kargo bedava!

Kitap Açıklaması


Georg Lukacs Aklın Yıkımı’nın tartışmalı bir kitap olduğunu söylemekten çekinmez. Horkheimer’ın Akıl Tutulması’ndan yedi yıl sonra, 1952’de tamamlanan yapıt Alman usdışıcılığının tarihçesini tarihsel materyalizmin inceleme araçlarıyla yeniden değerlendirir. Lukacs ender rastlanan bir bilgi ve farkındalık sergileyerek faşizmin canavarlıklarının yaşlı Schelling, Schopenhauer ve Nietzsche’ye kadar geri uzanan bir dönemde atılan tohumlarını araştırır. Alman olmasına karşın Kierkegaard da yirminci yüzyıl düşüncesi üzerinde olağanüstü etkisi açısından uzun uzadıya tartışılır. Lukacs I. Dünya Savaşı öncesinin felsefe ve toplumbilimini ele alırken özellikle Georg Simmel ve Max Weber gibi Almanya’nın önde gelen düşünürlerinden kişisel tanışıklıkla söz eder. Kitabın ırk kuramının on sekizinci yüzyıldaki köklerinden başlayan gelişimini çizen son bölümünün ardından zamanımız için bir uyarı özelliği taşıyan doyurucu bir sonsöz gelir. Usdışı eğilimlere karşı Alman yatkınlığını açıklayan özel tarihsel koşullar bulunmasına karşın hiçbir ülke bağışıklık konusunda emin olamaz.

Lukacs’ın seçilmiş düşünürlerde ortaya koyduğu karanlıkçılık, kendinden hoşnutluk, umutsuzluk ya da kiniklik eğilimlerine karşın yazar onların yapısal başarılarını yadsımaya çalışmaz. Lukacs, Pietro Nenni’yle birlikte son uluslar arası barış hareketlerinde, insanlığın rehber ışığı olarak, bilinçli aklın (kötüye kullanılmaya her zaman açık olan) kitle duygusunun yerini almasının ilk işaretini görür. Genç Hegel’le birlikte yazarın başyapıtlarından biri olan ve 2 cilt olarak yayımlayacağımız Aklın Yıkımıbaştan sona yazarın gelecekteki uygar yaşama ilişkin ciddi kaygılarını dile getirir.



Sayfa Sayısı: 400

Baskı Yılı: 2006


Dili: Türkçe
Yayınevi: Payel

 

Puanlamalar

%0
%0
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap, Kazan!

22.02.2007

Filozofların Kara Kitabı

Lukacs amcanın uzun zamandır peşinde olduğum bir eleştiriyi yıllar önce yazdığını bilseydim, Türkçesinin çıkmasını beklemeden okurdum bu kitabı. Tek kelimeyle harika..
<br>
Lukacs kapitalizmin serbest piyasa ve tekelci aşamasındaki usdışıcı felsefeleri almış, tarihsel ve sınıfsal bir bağlama oturtarak bize sunmuş. Kısaca şöyle diyor: Almanya'da kapitalizmin gelişmesi, Marx ve Engels'in de sıklıkla bahsettiği üzere, diğer Avrupa ülkelerine nazaran oldukça gecikti ve daha feodaller ortadan kaldırılmadan işçi sınıfı egemen sınıf için bir tehdit unsuru olmaya başladı. Bu durumda feodalleri yıkmak için, Fransız devriminde bir araya gelen burjuvazi, işçi ve köylü sınıfı, Almanya'da farklı bir ilişki biçimi oluşturmuş, burjuvazi feodallerle işbirliği içine girerek işçi hareketini bastırmaya çabalamıştır. Schelling, Schopenhauer, Kierkegaard'ı bu demokratik devrim karşıtlığı temelinde değerlendiriyor Lukacs. Misal Schopenhauer'in 1848 halk ayaklanması sırasında, ayaklanmayı bastırmaya çalışan Prusya askerlerine yardım ettiğini öğreniyoruz.<br>
<br>
Nietzsche'nin döneminde ise feodal kalıntılar kalmamış, burjuvanın ve proleterlerin safları iyice belirginleşmiştir. 1871 Paris Komünü'nün kanlı bir baskınla yıkılmasının ardından übermenschçi düşünürümüzün yazdığı satırlar herhalde onun safını belli etmesi açısından manidar: "Umut yine olası! (...) Eskisinden daha iyi bir ruh hali içindeyim çünkü henüz her şey Fransız-Yahudi eşitliğine teslim olmadı" Bak baaak..<br>
<br>
Çeviriyi de oldukça başarılı bulduğumu belirteyim. Ancak bir türlü kanıksayamadım ben burjuvazinin kentsoyluluk olarak çevrilmesini.

x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız