Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


  • ANASAYFA
  • Yazar Röportajları - Sevim Ak
Yazar Röportajları - Sevim Ak

Yazar Röportajları - Sevim Ak

Bu yıl edebiyatta otuzuncu yılını kutlayan Sevim Ak aynı zamanda ülkemizin çocuk edebiyatı konusundaki en mahir kalemlerinden biri. Üstelik zaman zaman ele aldığı fırsat eşitsizlikleri, boşanma, ekonomik sorunlar ve hatta şiddet gibi konularla çocukların dünyasına birçok farklı yönden girebilmiş bir isim o. Sevim Ak’la otuz yıllık edebiyat serüveni üzerine sohbet ettik.

 

Çocuk edebiyatı maceranız nasıl başladı?

 

Gençlik yıllarımda kendimi ve arkadaş çevremdeki olayları anlatan kısa öyküler yazardım. Kimseyle paylaşmadığım ve bir dosyada biriktirdiğim öykülerime baştan sona yeniden bakarken her öyküye gizlenmiş çocuğu gördüm. Sürekli soru soran  o çocuğun duyguları, hayata bakışı yetişkin karakterlerden belirgin biçimde farklıydı. Ben o meraklı çocuğun peşinden gitmeye bir anda karar verdim. Dünyada ve ülkemizde çocuk edebiyatında neler oluyor, sorusunun yanıtını aradım. O yıllarda Heybeliada’da yaşıyordum. İlk çocuk öykülerimi oradaki mahallemdeki çocuklara ve kendi çocukluğuma baka baka yazdım.

 

Siz nasıl bir çocuktunuz? İçinizde bu yazma dürtüsü hep var mıydı, yoksa sonradan mı keşfettiniz bu yeteneğinizi?

 

Ben bıcır bıcır konuşan, enerjik bir çocuk değildim. Birlikte yaşadığımız komik olayları kendinden espiriler katarak, beden dilini iyi kullanarak aktaran arkadaşlarıma hayrandım. Konuşarak değil de yazarak kendimi daha iyi ifade ettiğimi fark edince çocukluk günlerimin olaylarını yazdım durdum. Defterler dolunca atar, yenisine başlardım. Başkalarının okumasını istemezdim ama. Kendi başıma kalınca yüksek sesle okur, düzeltmeler eklemeler yapardım. Sanırım böyle yapa yapa öykülemeyi öğrendim.

 

Bu yıl edebiyatta 30. yılınızı kutluyorsunuz. Sizin için nasıl geçti bu otuz yıl?

 

Yalnızca çocuk edebiyatıyla ilgilenmedim. Bu sürenin en az 20 yılında biokimya uzmanı olarak hastanede çalışıyordum. Kitap okumak ve sözcüklerle oynayıp öyküler yaratmak beni gündelik hayatın, çalışma ortamlarının zorluklarından arınmış özel bir üst evrene taşıyordu. Başlangıçta bir mahallede çocukların başından geçen sıradan olayları anlattım. Daha sonra Anadolu’nun çeşitli yörelerindeki çocuk gruplarıyla çalışmaya başladım. Bu gruplardaki çocukların sorunları öykülere romanlara karıştı. “Mutlaka ve çok yazmalıyım,” diyen biri olmadım hiç. Kendi hayat serüvenim, etkilenmelerim beni farklı konulara çektikçe  yazmayı sürdürdüm. Son iki buçuk yıldır Ev Kütüphanemiz adını verdiğimiz  kitaplarla dolu eski aile evimizde çocuklarla buluşup kitaplar üstüne sohbet ederek, yeni kitaplar yazarak yaşamımı sürdürüyorum.

 

Çocuklar arasındaki fırsat eşitsizlikleri, boşanma, ekonomik sorunlar ve hatta şiddet gibi konuları da işliyorsunuz kitaplarınızda. Özellikle çocukların oldukça hassas olduğu boşanma vb. konular hakkında yazarken neleri gözetiyorsunuz?

 

Babamın Gözleri Kedi Gözleri kitabım anne - baba ayrılığından söz eden ilk kitabımdı. Bazı öğretmenler, üzülmesinler, “benim de başıma gelirse” stresi yaşatmasın diyerek öğrencilerine okutmak istememişti. Oysa ben en çok bu kitapla ilgili mektup ve armağanlar aldım. Çocuklar anne baba ayrılıklarında kendilerini suçlu hissedebiliyor, anne – baba - çocuk üçgenini koruyan arkadaşlarının yanında eziliyorlar. Kitaplar terapi edici etkileriyle onların bakış açısını genişletiyor. Sonradan psikoterapistlerin çocuklara verdiği kitaplar arasında yerine aldı bu kitap.

 

Kardeşiniz Behiç Ak’la aynı kulvarda ilerliyorsunuz. Uçurtmam Bulut Şimdi’nin 30. Yıl özel baskısında da Behiç Ak’ın çizimleri yer alıyor. Behiç Ak’la aranızda nasıl bir ortaklık var? Zaman zaman rakebete girdiğiniz oluyor mu?

 

İlk kitabım için çizer arayıp da bulamazken, “Beni en iyi tanıyan kişi resimlese nasıl olur?” gibi bir soru doğdu. Sonra kitap Behiç’in desenleriyle görselleşti. Bu uyum olumlu eleştiriler alınca birlikteliği sürdürdük. Yazma aşamasında bir ortaklık ve paylaşımımız yok. O bitmiş metni kendi gözünden resimleyerek karakterlere hayat verir. Bu aşamada da ben onun neyi gördüyse onu çizmesini önemsediğimden müdahale etmem söz konusu olmaz. Rekabet nedir, bilmiyorum. Herkesin kendine özel dili ve anlatım biçimi var.  Çocuklar bu iki farklı dili de seviyorlar sanki.

 

Son olarak edebiyatta 30. yılınıza selam duran yeni kitabınız Melo’ya gelelim. Nasıl bir kız çocuğu Melo? Bugünün çocuklarına neler söylüyor?

 

Melo, “başarılı, becerikli” çocuk beklentilerine karşılık veremeyen, çekingen, kendi güçlü özelliklerini henüz keşfedememiş bir çocuk. Grup çalışmalarında iyi olmayan, kısa sürede konsantre olamadığı işlerden kolayca kaçıp kurtulmayı seçen biri.

 

Her çocuğun gelişimi, ilgi alanları, iletişim becerisi farklıdır. Standart eğitim ve yaklaşımın belirleyici kıstaslarının dışında kalan çocuklar kendilerini yetersiz ve yeteneksiz hissedebilirler. Melo, göçmen kadın Tisu ve yersiz yurtsuz anne kızla kurduğu bağ ile kendini iyi hissetmenin yollarına ulaşır. Mahallede gelişen çevre  ve sığınmacı odaklı dayanışma eylemlerinde güçleri birleştirmenin  sihrine tanık olur.


35 ADET
    Az Buçuk Teo
    15,00 TL %30 10,50 TL
    Çilekli Dondurma
    14,00 TL %30 9,80 TL
    Dörtgöz
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Eskiler Alırım!
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Gökte Biri Var
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Karşı Pencere
    10,00 TL %30 7,00 TL
    Kırık Şemsiye
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Küçük Sırlar
    9,50 TL %30 6,65 TL
    Lodos Yolcuları
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Melo
    12,00 TL %30 8,40 TL
    Toto'nun Sınıfı
    11,00 TL %30 7,70 TL
    Güneşin Çocukları
    31,00 TL %30 21,70 TL
    Duvarlar Resim Olsa
    18,50 TL %27 13,51 TL
    Yıldızlar Nereye
    18,50 TL %27 13,51 TL