Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


  • ANASAYFA
  • Yazar Röportajları - Francesc Miralles
Yazar Röportajları - Francesc Miralles

Yazar Röportajları - Francesc Miralles



Son zamanların en çok satan kitaplar listelerinde dikkat çeken Ikigai kitabının yazarlarından olan Francesc Miralles ile röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar!


İkigai’yi son dönemde çok revaçta olan Nordik hygge felsefesine Doğu mistisizminin içinden bir yanıt olarak görebilir miyiz?

Doğrusu bunun üzerine hiç düşünmemiştim, ama hakikaten öyle diyebiliriz! İkigai’nin felsefesi, senin için anlamı olan işlerle kendini meşgul etmek ve hayat motivasyonun için bir temel kurmaktır. Günün ne kadar çetin geçerse geçsin, eğer anlamlı bir şey yaptıysan, kaybedilmiş bir gün değildir.

 

Japon kültürüne olan ilginiz nasıl başladı? 2002’de A Haiku for Alice adlı bir kitap yazdığınız düşünülürse, bu ilginin başlangıcı eskilere gidiyor diyebilir miyiz?

Çok doğru, A Haiku for Alice’i yazdığım dönemde, henüz Japonya’yı hiç görmemiş olsam da, bu kültüre yönelik ilgim başlamıştı. Japon şiiri, zen, çay kültürü...

 

“Wabi-sabi” kitapta kullandığımız önemli terimlerden biri. Güzelliği kusursuzlukta aramamız gerektiğini söyleyen, Japon kültüründen ödünç aldığınız bu kavramı hayatımızı rekabet ve hızdan arındırmak için kullanabilir miyiz sizce?

Bence psikolojik açısından, yaptığımız şey ne olursa olsun, kusursuzluğa kafayı takmamak en doğrusu. Sürekli gelişim gösteriyoruz, değişiyoruz, kendimizi gerçekleştirmek için sürekli hareket halindeyiz ve diğer herkes de aynı şekilde... Bu, konformizme kapılmak, şartlara uyum sağlamak anlamına gelmiyor; daha ziyade, kendini ve diğerlerini kabullenmek ve etrafınızdaki her şeyi daha iyi yapmaya buradan başlamakla ilgili.

 

Kişisel gelişim türü hakkında ne düşünüyorsunuz? The School of Life gibi oluşumlar da var, hiçbir dayanağı olmadan çok kitap satmak için insanlara rehberlik etmeye çalışanlar da...

Romandaki durumdan çok farklı değil bana sorarsanız. Hayatınız üzerinde büyük etki bırakabilecek, çok iyi romanlar da okursunuz, dişe dokunur hikayesi bulunmayan, özünde boş romanlar da... Aynı şey psikoloji, spiritüalizm ve kişisel gelişim alanındaki kitaplar için de geçerli. Okuduğunuz yazarı önceden araştırmalı, bu işe biraz mesai harcamalısınız.

 

Ikigai’de, kendini sürekli anlamlı bir şekilde meşgul kılmanın mutluluğa açılan bir kapı olduğunu anlatıyorsunuz. Peki can sıkıntısı da yaratıcılığa iyi gelmez mi bazen?

Kendinizi meşgul tutmak hiç sıkılmayacağınız anlamına gelmez. Can sıkıntısı dediğimiz şeyin de farklı türleri vardır. Saatler boyunca televizyon ya da sosyal medya başında, amaçsızca vakit geçirmek yaratıcı olmayan bir can sıkıntısına yol açabilir. Doğada, sokaklarda yürümek, yahut da dünya ve yaşam üzerine düşünmek, meditasyon yapmak gibi eylemler de bazen sıkıcı olarak addedilebilir. Oysa bu şekilde, yeni bir şey, yaratıcı bir şey için özgürleştirici bir alan açmış olursunuz.

 

Kitabı Héctor García ile birlikte kaleme aldınız. Bu kolektif yazma sürecinden bahsedebilir misiniz?

Bir yandan çok güzeldi, bir yandan da, İspanya ve Japonya arasındaki saat farkı nedeniyle çok zor. Aylar boyunca, sabah 6’da kalkmak zorundaydım. Zira, her sabah 08.15’te Skype toplantısı yapıyorduk ve öncesinde elimdekileri gözden geçirmem gerekiyordu.

Seyahat etme ve dünyanın farklı yerlerinde yaşama tutkunuzun olduğunu biliyoruz. Yazmak için ilhamı farklı şehirlerden aldığınızı söyleyebilir miyiz?

En azından eskiden böyleydi, evet. Şimdiyse, işim nedeniyle o kadar çok seyahat ediyorum ki bazen çok fazla geliyor ve sürekli hareket halinde olmak yerine, sakin bir yerde vakit geçirmeyi arzuluyorum. Yine de seyahat etmenin muazzam bir ilham kaynağı olduğuna şüphe yok.

 

Dünyanın kültürel olarak en aktif şehirlerinden biri olan Barcelona’da doğdunuz. Barcelona hakkında da kitaplar yazdınız.... Bu şehir sizin üzerinizde nasıl bir etki bırakıyor?

Barcelona’da kendimi çok rahat hissediyorum. Şehir tam size göre tasarlanmış gibi, her şey doğru boyutlarda sanki. Her yerde rahatlıkla yürüyebiliyorsunuz; eski mahalleler, kafeler... Dünyanın farklı yerlerinden insanlar bir arada burda, deniz ve dağlar da çok yakınınızda. Roman yazmaya ilk başladığımda, Barcelona oradaydı, daha sonra, deneyimimi başka yerlere doğru açtım.


Kitaba ilgi gösteren, okuyan, öneren, hediye eden herkese teşekkürler...



1 ADET