Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


  • ANASAYFA
  • Yazar Röportajları - Canan Tan
Yazar Röportajları - Canan Tan

Yazar Röportajları - Canan Tan

Hasret’te Patricia ve Tacettin’in hikâyesi, Haşim ile Piraye’nin Diyarbakır’dan İstanbul’a uzanan yolculuğu ve En Son Yürekler Ölür’de Deniz ile Nehir’in yaşamını değiştiren akıl almaz olay... Canan Tan’dan bahsediyoruz elbette. Türkiye’nin en tanınmış yazarlarından bir tanesi olan, romanlarıyla duygularımıza dokunan Canan Tan ile ilham kaynaklarından, yazma pratiğinden, kadın karakterlerinden söz açtık. Söyleşinin sonunda bizi kırmayıp okurları için kitap önerilerinde de bulundu.



Eczacılık Fakültesi mezunusunuz. Ancak Türkiye’nin önde gelen yazarlarından birisiniz. Yazma tutkunuz nasıl ve ne zaman başladı?


Tek çocuktum. Kitaplar bana kardeş ve arkadaş oldu. Tek uğraşım okumaktı. Çok, ama çok okurdum. Zaman içinde bir şeyler yazmaya başladım. Kompozisyon derslerindeki başarım Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerimin dikkatini çekiyordu.

Lise son sınıfta Hisar Grubu’nun şair ve yazarlarının jüri üyesi olduğu bir yarışmada birincilik ödülü aldım. Tek amacım Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Bölümü’nde okumaktı. Ancak Türkiye derecesiyle üniversiteye girince, ailevi telkinlerle Eczacılık Fakültesi’nde buldum kendimi.

Eczacılık yazma serüvenimi epey geciktirdi ne yazık ki. Ancak itiraf etmeliyim ki, eğer eczacı olmasaydım, tıbbi alt yapı gerektiren Eroinle Dans ve En Son Yürekler Ölür kitaplarımı yazamazdım.



Belirli bir yazma pratiğiniz var mı?



Her kitap için değişmeyen bir çalışma sürecim var. Yazılacaklar tümüyle kafamda canlanmadan yazmaya başlamam. Önce konu belirlenir; kişiler, zaman ve mekân saptanır. Ve uzunca bir araştırma süreci başlar. Örneğin Hasret için bu süre yedi yılı bulmuştu.



İlham kaynaklarınız nelerdir?



İlginç yaşam öyküleri olan kişiler, yaşadıklarım, gözlemlerim bir yana; kendi hayal gücümle kurguladıklarım ve tiyatro yönetmeni gibi sahneye koyduğum eserlerimde, yüreğimden ve beynimden kopup gelen kendi ilhamımın daha ağır bastığını söyleyebilirim.



Evlendikten sonra Diyarbakır’a gittiniz ve Piraye romanını yazdınız. “Miladım” diye tanımladığınız “Piraye” romanınızda otobiyografik unsurlar var mıdır?



Çok naif sormuşsunuz, teşekkür ederim. Bana doğrudan, “Piraye siz misiniz?” diye soruyor okurlarım. Hayır, Piraye Anadolu kadınının kaderini yansıtan bir sentez. Diyarbakır’ın havasını solumasam o kitabı yazamazdım.

Piraye’nin farklı bir özelliği de var: Beni var eden, yolumu açan kitap o. 2003 yılında çıktı. 15 yıllık yaşlıca bir kız. Ancak ilk yıllardaki yoğunlukla okunmakta. Aynı zaman diliminde çıkan kitapların çoğu çoktan unutuldu...



Piraye romanınızın başka dillere çevrilmesi ve o ülkelerden aldığınız geri dönüşler nasıl oldu?



Piraye İngilizce, Yunanca, Bulgarca, Çince, Arnavutça ve Kürtçeye çevrildi. Ancak, Türk Edebiyatı’nın farklı ülkelerde fazlaca kabul görmediği inancındayım. Bizim kültürümüze yabancılar. En çok 2-3 bin basılıyor kitaplar. Dünya ölçeğinde dikkate alınmayacak derecede küçük bir rakam bu.

Orhan Pamuk’un Nobel Ödülü aldığı yıl Lüksemburg’da büyük bir kitabevine girip, “Orhan Pamuk’un hangi kitapları var?” diye sordum. Şaşkın şaşkın baktılar yüzüme. Çalışanlardan biri, büyük bir keşif yapmış gibi, bir kitap uzattı önüme. Obama’nın kitabı! Nobel ödüllü yazarımızı tanımıyorlardı maalesef.

Sözün özü, kendi ülkemde ve yurtdışındaki gurbetçilerimizce tanınır ve okunur olmak yetiyor bana.



Kitaplarınızda birisi televizyona, tiyatroya ya da sinemaya uyarlansa, hangi kitabınızın uyarlanmasını isterdiniz?

Hasret! Gerçek yaşamdan alınmış, mübadeleyi anlatan tarihi bir roman. 1914’te Keskin’de başlayan, Selanik’e uzanan, izlerini hâlâ sürdüren ağıt gibi bir serüven. Yanı sıra edebiyat eleştirmenlerimizin de en yoğun beğenisini toplayan kitabım.



En Son Yürekler Ölür
 ve Eroinle Dans kitaplarınızla toplumsal mesaj verdiğinizi düşünüyor musunuz?

Tabii ki! Mesaj kaygısıyla yazmış olmasam da, gerekli yerlere ulaşıyor olması benim yönümden mutluluk verici.

En Son Yürekler Ölür, organ naklini konu alan bir roman. Kitabı okuduktan sonra organ bağışı yapan pek çok okurum oldu. Bu konuyla ilgi olarak Yeditepe, Maltepe ve Akdeniz Üniversitesi’nde ulusal ve uluslararası sempozyumlara katıldım. Ve organı alan kişinin, organı aldığı kişiden kişilik özelliklerini de beraberinde aldığını savundum. Bu gerçeklik dünya üzerinde de kabul görüyor artık.

Eroinle Dans ise bir, madde bağımlılığı kitabı. Yeşilay’dan “En Yeşilaycı Yazar” ödülünü getirdi bana. Ama en büyük ödülü, madde bağımlısıyken, okulunu bırakmak zorunda kalan benim kitabımı okuduktan sonra yeniden hayata dönen genç bir üniversite öğrencisinden aldım.



Kitaplarınızdaki kadın karakterlerin arasında bir bağ var mı?



Kitaplarımdaki kadınlar özgün karakterler. Şehirli, varoşlarda; Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan her kesimden kadınlarımız... Aralarından bazılarına bir diğer kitapta da yer verdiklerim oluyor. Küçük bir yazar oyunu!

Örneğin, Çikolata Kaplı Hüzünler’de Zincir öyküsünün Yeter’i, Kelepçe’de koğuş ağası olarak çıkıyor karşımıza. Aynı kitaptaki Korkularım Kırbaçtır Bana adlı öykümde de Eroinle Dans romanındaki eroin bağımlısı Eylül’den izler var.



Yazmak ve okumak dışında vaktinizi nasıl geçirirsiniz?

Kendime ayırdığım zaman dilimi son derece dar. Sayıları gitgide artan kitap fuarları, etkinlikler, söyleşiler... Etkinliklerin biraz seyreldiği yaz aylarım ise dinlenmekle değil, yazmakla geçiyor. Elimden geldiğince aileme, yakınlarıma ve dostlarıma zaman ayırmaya çalışıyorum. Ama bu konuda yeterince başarılı olamıyorum ne yazıksa...



Kitap serisi ya da bir kitabınızın devamını çıkartmayı düşünüyor musunuz?

Bu konuda pek çok öneri geldi. Okurlarım genellikle Piraye ve Yüreğim Seni Çok Sevdi’nin devamını yazmamı istediler. Yazabilirdim. Yeni çıkacak ikinci kitaplar da en az asılları kadar satılır ve okunurdu. Ama bu kolaycılık olurdu ve bana yakışmazdı.

Ancak bir orta yol buldum. Piraye’nin Haşim’iyle Yüreğim Seni Çok Sevdi’nin Murat’ına bir başka kitapta söz hakkı tanıdım. Issız Erkekler Korosu’nda, yaşananları bir de onlardan dinledik.

Bu kadarı yeter bana! Gerisi yok...



En son okuduğunuz kitap nedir? idefix okurlarına tavsiye edebileceğiniz kitap ya da kitaplar var mıdır?

Her ay inceli kalınlı çok sayıda kitap okuyorum. Bu yıl uçak yolculuklarında Stefan Zweig’ın tüm serisini tamamladım. (Altı ay içinde tam 45 kez uçağa bindim!)

Son okuduğum kitap ise Turgut Özakman’ın Romantika adlı romanı. Sırada gene bir Özakman romanı var: Korkma İnsancık Korkma

 

                                                                           

(Bu güzel söyleşi için emeği geçen herkese teşekkürlerimle... Ve sevgilerimle.)


-Canan Tan-




33 ADET
    Başıbozuk Sevdalar

    25,00 TL %25 18,75 TL
    Kelepçe

    18,00 TL %25 13,50 TL
    Söylenmemiş Şarkılar

    17,00 TL %25 12,75 TL
    Çikolata Kaplı Hüzünler

    18,00 TL %25 13,50 TL
    Aşkın Sanal Halleri

    18,00 TL %25 13,50 TL
    Yüreğim Seni Çok Sevdi

    32,00 TL %25 24,00 TL
    Piraye

    29,00 TL %25 21,75 TL
    En Son Yürekler Ölür

    29,00 TL %25 21,75 TL
    Eroinle Dans

    29,00 TL %25 21,75 TL
    Issız Erkekler Korosu

    20,00 TL %25 15,00 TL
    Pembe ve Yusuf

    18,00 TL %25 13,50 TL
    Hasret

    27,00 TL %25 20,25 TL
    Ah Benim Karım! Ah Benim Kocam!

    17,00 TL %25 12,75 TL
    İster Mor İster Mavi

    14,00 TL %25 10,50 TL
    Ah Şu Uzaylılar

    15,00 TL %25 11,25 TL
    Sokaklardan Bir Ali

    14,50 TL %25 10,88 TL
    Uzaylılar Aramızda

    16,50 TL %25 12,38 TL
    Sevgi Yolu

    10,00 TL %25 7,50 TL
    Şiirce

    18,00 TL %25 13,50 TL
    Beyaz Evin Gizemi

    11,00 TL %25 8,25 TL
    Sevgi Dolu Bir Yürek

    15,00 TL %25 11,25 TL