Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


  • ANASAYFA
  • Bu Kitabı Okumalısın - Yeraltı Demiryolu

Bu Kitabı Okumalısın - Yeraltı Demiryolu



Yeraltı Demiryolu
Colson Whitehead


Geçtiğimiz yılın en çok konuşulan kitaplarından biri Yeraltı Demiryolu, kuşkusuz. Colson Whitehead’in gerek ödüllere, gerekse adaylıklara doğmayan romanı her ne kadar fantastik bir havada geçse de son derece gerçekçi bir sorunu deşiyor: Kölelik.

Sayfalar arasında gezinirken okura Westworld adlı dizinin bir bölümünü izliyormuş gibi hissettiren roman 1492’de Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfetmesiyle başlayan serüvenin aslında ne denli kanlı ve acımasız bir tarih yarattığını da gözler önüne seriyor. Uçsuz bucaksız topraklarda yeni bir ülke kurarken pamuk, pirinç, tütün gibi mamuller eken beyaz adamın asıl hammaddesini siyahi bedenler oluşturuyor. Bütün bu siyahi bedenler bir araya gelip sanki tek bir organizmaya dönüşüyor ve bu organizma beyaz efendiler için kolay kolay gözden çıkarılamasa da pek kıymet görmüyor.

Tüm o bedenler arasından sıyrılan ve hikayenin merkezine yerleşen Cora Güney’de bir çiftlikte, tek başına büyümüş genç bir kız. Birçok kez deniz kabukları ve cam boncuklar karşılığı köle tacirleri arasında el değiştiren ve sonunda yolu Randall çiftliğine düşen anneannesi Ajarry’den miras kalan ufak bahçesi dışında bir şeyi yok Cora’nın. Bir gece kaçıp giden ve kendisinden bir daha haber alınamayan annesi Mabel ise plantasyonun en büyük efsanelerinden.

“Annenin kaderi kızına mirastır,” derler. Cora’nın hikayesi de tam olarak böyle oluyor. Caesar adlı genç bir adamın peşine takılan Cora’nın özgürlüğe giden macerası daha ilk adımda kana bulansa da sonunda romana da adını veren o büyülü demiryolunu bir yerinden yakalamayı başarıyor. Sonrası özgürlüğe doğru durmak bilmez bir kovalamaca. Beyaz adam sadece tarladaki iş gücünü değil, hissettiği o üstünlük duygusunu da yitirmek istemiyor. Bize de bir yandan Cora’nın macerasını heyecanla takip ederken bir yandan da içten içe yayılan bir utanç duygusu hissetmek kalıyor.

Hikayeye adını veren ve köleliğe mecbur edilen insanları özgürlüğe taşımaya çalışan yeraltı demiryolunun esasen gerçek olaylara dayandığını, ancak gerçek bir demiryoluyla hiçbir alakası olmadığını da belirtelim. Kölelikle mücadele eden ve siyahileri özgürlüklerine kavuşturmaya çalışan bir topluluğa verilen bir isim olan Yeraltı Demiryolu’nu gerçek bir yeraltı demiryolu olarak hayal etmek de Colson Whitehead’in başarısı kuşkusuz.

İyi okumalar!

1 ADET