Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


        
    
Yolgeçen Hanı

Yolgeçen Hanı

Yolgeçen Hanı

8/10 - 3 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yazar:
Yayınevi :

İletişim Yayıncılık , Roman Dizisi

  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!

Bir kaçışın hikâyesi ve 12 Eylül’ün ardından gelen şarkılar… Kimliklerinin peşine düşmüş dört genç: Devrime olan inancını asla yitirmeyen ve bu uğurda sevdiklerini terk etmeyi göze alan Elif, hayatının anlamı müziği Fransa’da keşfeden Hasan, küçük bir mahallede masallarla kurduğu dünyasından ve annesiyle yaşadığı evden uzaklaşıp hayata tutunmaya çalışan Sema ve ailesine bakmak için ustası Artin’den zanaat öğrenen Salih…

Bambaşka düşleri, hayatları ve dertleri olan bu dört genci buluşturan ve kaderlerinin kesişeceği bir mahalle: Dostluğu, yoldaşlığı ve sırlarını paylaşacakları Güngör abla ve Kemal; dansı ve özgürlüğü düşleyen Gülistan; kızı Elif’in gidişinin acısını unutmaya çalışan Eczacı Cemal; bir genelevden gelip mahalleye sığınan Hande; geçmişin acılarını ve kayıplarını yaşayıp yine de İstanbul’unu terk edemeyen Madam Zabel… Mihalis, Gülcan, Ohannes, Nahide, Rafi ve diğerleri… Hepimizin hayatından izler taşıyan, tanıdık olduğu kadar çarpıcı karakterler…

Yolgeçen Hanı, Pınar Selek’in darbe sonrası yılların acılarını, tüm renk ve sesleriyle hayatın ve insanların canlılığına sarmalayarak anlatmayı başardığı; gücünü, samimiyetinden ve doğallığından alan ilk romanı.



Sayfa Sayısı: 399

Baskı Yılı: 2011


Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Sayfa Sayısı : 399

İlk Baskı Yılı : 2011

Dil : Türkçe

ISBN: 9789750508875


Yorumlar (2)

Akıp gitti, çok iz bıraktı

Zamanı yürekte sızı olan bir yerden alıp bugüne öyle bir güzel getirmiş ki Pınar Selek, akıp gitti ama çok iz bıraktı gerçekten.
Tüm karakterlerle ayrı ayrı kederlenip sevindim.

Yedikule´ye gitsem... Oraları bir görsem...

Okumayanlara, arada kalanlara tavsiye ederim, düşünmeden alınız.
Saro´yu, Sema´yı, Elif´i, Hasan´ı, Rafi´yi, Haydar´ı ve diğerlerini mutlaka tanıyınız.

Yolgeçen Hanı

Bu kitabı okumadan birkaç hafta önce, tesadüfen boydan boya Yedikule'yi, Samatya'yı, Kocamustafapaşa'yı arşınlamıştım. Sokaklarda çalan Kürtçe şarkılar, elinde ekmek poşetiyle yürüyen dul bir Ermeni teyze, cenaze kaldıran Rum cemaati, sokakta müşterisiyle anlaşan hayat kadınıÿ;  bir apartman dairesinde yapılan sünnet düğününe giden süslü, küçük kızlar ve geceye hazırlık yapan Roman çalgıcılar. Bunların hepsine, haziran ayının bir pazar gününde, iki saat içinde tanık oldum. Bir roman yazılacaksa eğer, burayı anlatmalı, dedim içimden. Nitekim Pınar Selek bu hayatların romanını yazmıştı.