Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Yatak Odasında Felsefe

Yatak Odasında Felsefe

Yatak Odasında Felsefe

8/10 - 26 Kişi FAVORİLERİME EKLE
  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!


"Evet, ben bir libertenim, itiraf ediyorum, bu konuda akla gelebilecek her şeyi düşündüm; ama düşündüğüm, tasarladığım şeyleri elbette yapmadım ve kesinlikle de yapmayacağım. Ben bir libertenim, adi suçlu ya da katil değil." Tüm zamanların en lanetli yazarı Marquis de Sade kendini böyle ifade etmişti. O, ömrü boyunca tüm Fransız politik rejimlerinin zindan müdavimiydi. Monarşi koşullarında demokrat, 1789'da devrimci bir aktivist olan bu müebbet isyancı, hep orta yolu reddetmenin peşinde koştu. G. Apollinaire, A. Breton, O. Wilde, O. Mirbeau ve M. Heine gibi edebiyat devleri sayesinde gün ışığına çıkmış olan Sade'ın eserleri, yirminci yüzyılda felsefe, düşünce ve edebiyat alanında vazgeçilmez bir referans noktasına dönüşmüş, Dostoyevski dahil sayısız yaratıcının ilham kaynağı olmuştur. Başyapıtı olan Yatak Odasında Felsefe ise tüm dünya dillerine çevrilerek milyonlarca adet basılmış, birçok kez sinemaya uyarlanmış, özgür ve özgün düşüncenin doruğu olarak kabul edilmiştir. Genç bir kıza teorik ve pratik libertenlik eğitiminin verildiği Yatak Odasında Felsefe, metafiziğin, ahlakın, tarihin, felsefenin sık sık araya girdiği, 1795 tarihli yedi diyalogdan oluşuyor. Diderot ve Rousseau'nun natüralizminin mirasçısı, Pascal'ın savunucusu olan Sade, bu eserinde on sekizinci yüzyılın düşünce akımlarına saldırıyor; özgür düşünceye sonuna kadar bağlı biri olarak doğayı yüceltiyor, şiddet de dahil her şeyin doğallığını savunuyor. Yalnızca cinselliği değil aynı zamanda etik, metafizik ve estetik algıyı da altüst ediyor. Ona göre "hayal gücü düzenin düşmanı." Baştan sona neşe ve kara mizah duygusunun egemen olduğu bu eser, fikir ve edebiyat tarihinde bir başyapıt olarak kabul görmüştür.

Büyük fikirler yüzünden ahlakı bozulacak kişiye yazıklar olsun! Felsefi düşünceler içinden yalnızca kötü olanları çekip almayı bilen, ahlakı her şeyle bozulan bu kişilere yazıklar olsun! Bunların ahlakının Seneca ya da Charron okuyarak bozulmadığını kim ileri sürebilir? Ben asla onlara hitap etmiyorum!
-Marquis de Sade-

Sade, günümüzde türlü görünümler altında dönen temel soruna eğilmemizi istiyor: İnsanın insanla ilişkilerine eğilmemizi.
-Simone de Beauvoir-
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 224

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Sayfa Sayısı : 224

İlk Baskı Yılı : 2002

Dil : Türkçe

ISBN: 9789755393469

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

DOSYA: Yeraltı Edebiyatı
Merve Fergökçe

“Yeraltı” deyince tam olarak gün yüzüne çıkmamış olanı vurgulayan bir tanım pek de yanlış olmaz: konuşmadıklarımızdan, düşünmediklerimizden, aykırı gördüklerimizden, standart akımın dışında kalan bir yerlerde içten içe kaynayan bir anlatım hatta yakarış ve ilgi çekme biçimi.

18. Yüzyıldan günümüze kadar süregelen bu önemli yazı biçimi; öncelikle cinselliğin, şiddetin, insan psikolojisinin dehlizlerinin, inanca ve ahlaka ters düşen her türlü tutumun övüldüğü, yüzlerin etik değerlere ters dönüldüğü bir oluşumdur ve “normal”e olan karşı duruşuyla edebiyatı besleyen en önemli kollardan biri haline gelmiştir.
.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Virgül Eleştirdi

Bir görüşe göre Marquis de Sade’ın üniversite müfredatındaki yokluğu liberal beşeri bilimlerin ürkekliğini ve riyakârlığını gösterir. Halbuki Batı geleneğinde hiçbir eğitim Darwin, Nietzsche ve Freud’un saldırganlık ve tecavüz kuramlarını önceleyen Sade’ı içermeksizin tamamlanmış olamaz..

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Yorumlar (3)

bu mu felsefe?

Bu mu felsefe? Felsefe buysa başımız dertte demektir. Okuyanların kitaptan nasıl ,bu dünya ile ilgili mantıklı anlamlar çıkarttıklarını merak ediyorum doğrusu. Kitap tamamiyle ahlak dışı konulardan oluşuyor. Her şey o kadar doğal ve olması gerektiği gibi anlatılmış ki. Acaba şu ana kadar öğrendiğimiz savunduğumuz erdemler birer peri masalı mıydı? Acaba diye düşünmeden edemedim. Doğru şekilde yazılan bir makaleden bir yazıdan bile farklı anlamlar çıkartan bir millet olarak, bu kitabın anlattığı sözüm ola felsefi düşünceleri, büyüteçle arayıp, cımbızla çıkartıp insanların anlamasını beklemek çok gülünç olur bence. Her şeyin normalleştirilmeye çalışıldığı bu çağda, ensest ilişkilerin, zinanın hatta cinayetin bile sözüm ola felsefi düşüncelerle normalleştirilmeye çalışılması, bu kitapta fazlasıyla belirgin nitelikte.

Felsefenin Devrimcisi

Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir. Cinsellik korkusunu yaşayan kitlelere cinselliğin en aşırı dozunu göstererek kişinin içindeki sapığı keşfetmesini sağlamıştır. İnsan erdemli bir şey değildir görüşünün en iyi temellendirmelerini de Sade’ın felsefi metinlerinde görebiliriz. İnsanın içindeki ikiyüzlülüğü ortaya çıkarır onun kitapları ve bir an olsun maskeleri indirmemizi sağlar. Bütünüyle kişi en örselenmiş yanlarıni bulur de Sade’ın kitaplarında. Ahlaksızlık olarak kitlelere yaymaya çalıştığı ahlak sistematiği insana ilkin çok aykırı gelse de, fikirler olgunlaştıkça bu sistematik akla yatkın gözüküyor. Fransızlara nasıl cumhuriyetçi olabileceklerini anlattığı yazısında de Sade şunları yazar: Hırsızlar kesinlikle yargılanmamalıdır, çünkü onlar mülkiyet hakkıyla derinleşen eşitsizliği ortadan kaldırıyorlar, aynı bir doğal çarkın işlemesi gibi. Birinin fakir olmak yazgısı gibi anayasaya işletiliyorsa o kişinin hırsız olma hakkı vardır diyor de Sade. Cinayetle ilgili de çok değişik görüşleri var de Sade’ın. Ona göre cinayet imkansızdır, çünkü insan birini öldürerek doğaya bileşen kazandırır, yani yeni birini yaratmak için ona imkan ve ilham verir. Bu düşüncelerle karşılaşmak şoke edici olsa da bir felsefe meraklısının bu görüşleri bilmesi gerekir. Çünkü de Sade’ın görüşlerinde egzistansiyalizmi bütünleyen bir yan var. Bu görüşler aynı içinde yaşadığımız, içine doğduğumuz dünya gibi sarsıcı, acımasız, katı; ama bir o kadar da gerçek.

Sade Reloaded!!!

Eleştiri başlığımı Matrix Reloaded filmine atıfla böyle attığıma bakmayın. Kastettiğim kitabın matrix serisi ile ilişkisi kesinlikle değil! Yüzyıllar ardından dolup dolup tekrar karşımıza çıkan bir yapıttan söz etmek için bu başlığı attım.

Bu kitabı eline daha önce almamış bir ahlakçıyı 2000´li yıllara bir zaman makinesinden atarsanız sürekli bulunduğu yeri anlamaya çalışacaktır. Ahlak bir elektir, eler ve sapı samandan ayırmaya yarar. Gelin görün ki bu elek politik pragmatizm ve kapitalizmin yalnızca karın maksimizasyonunu düşünen hali sonucu delik deşik oldu.

Sadist bir yüzyılda yaşıyoruz. Haberlerde kaza haberi duymaktan zevk alıyor, çocuklarımıza öldürme konulu oyunlar oynatıyor,günlük itiş kakıştan sonra porno film izliyoruz. Tıpkı Sade´ın da savunduğu gibi fakirleri, toplumsal sorunları ve sosyal adaleti bir kenara atıp daha sivri zevkler arayışına çıkıyoruz. Demokrasi götürmek adına savaşlar yapıp savaş esirlerini porno zevklerimize uyduruyoruz.

Sade çağımıda her şeyden daha canlı...  "Yaşadığım çağa bir türlü anlam veremiyorum" diyorsanız bu kitabı okuyun. Dünyayı sürdüğümüz yerde gerçekte neler olup bitiyor anlayacaksınız.

Bununla birlikte Sade´ın, Freud´a alternatif olabilecek psikolojik incelemeleri var. Oidipus mitini o zamandan darmadağın eden, eşcinsel bir oidipus miti üretecek bir deneyi de kitabın içinde bulmak mümkün.

Bu çağın bir etiği, bir vicdanı varsa kesinlikle bu da Sade´ın anladığı türden bir etiktir. Vicdan güç, eziyet etmenin hazzı karşısında öylesi gereksiz bir şeyir ki. Hukuku da, tarihi de, dini de yapanlar güçlülerdir. Güç bunları kuran şeydir. Bu güce kusursuz itaat edenler ise kurban insanlar olmalıdır. Tüm toplumun iktidar ve hakikat ile ilişkilerini böyle kurmak mümkündür. Sadist cemaatin hiyerarşisi tüm küresel topluma hakimdir.

Bu kitabı alın ve nefretle okuyun. Ne kadar nefretle okursanız okuyun sonunda yaşadığınız çağın ne kadar Sade´ın dediklerini düşünün.

Komünist Manifestodan sonra okuduğum en güçlü politik manifestolardan biri olduğunu da eklemeden geçemiyorum. Bu roman bir poltik manifestonun porno roman formatında sunulmuş halidir. İçindeki fikirler cinsel pratiğe de kusursuzca yedirilmiştir. Kitabın tüm grup seks seanslarının arasında "Fransızlar! Cumhuriyetçi olmak için daha çok çalışmanız gerek" başlıklı bildirge de ilgi çekici ve porno romana bulaşmadan okumak isteyenlere kitabın kısa bir özetini sunuyor.

Kitaba en nefretle bakanın dahi kitabı kapatıp gazetesini eline aldığında yaşadığı dünyayı çirkinlikleri ve bu çirkinlikten beslenen gösterişli şaheserleri daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Bu keskin gözlemleri yüzyılı anlamak isteyen herkes okumalı   .