Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Tarih Boyunca Yemek Kültürü

Tarih Boyunca Yemek Kültürü

Tarih Boyunca Yemek Kültürü

8/10 - 15 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yazar:
Yayınevi :

İletişim Yayıncılık , Dizi Dışı

  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!

Yemek yemek de başlı başına bir kültür, bir yaşam biçimi aslında. Hani "Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" denecek kadar belirgin farklılıklar var her toplumun yemek kültüründe. İnsanoğlu var olmaya başladığından itibaren doğada gördüğü her canlıyı nasıl yiyeceğe dönüştürebileceğinin hesabını yapmış sanki. Doğal olan her şeyin ilk haliyle yenmesi mümkün değil muhakkak, düşünün kaç kişi telef oldu o balı almak için arıdan korunmayı öğrenene kadar. Zehirli bitkileri zehirlerinden arındırıp yemenin yolunu bulmak için insanoğlunun gösterdiği inat da olasılıkla büyük zayiata sebep oldu. Ama sonuçta, binbir yol deneyerek, her kültür bugünkü zengin yemek yeme alışkanlıklarını yarattı. Şimdi bütün dünyada birbirinden lezzetli, zengin yemek kültürleri var, ama kaynaklar artık o kadar zengin değil, bu da bizim açgözlülüğümüzün bir sonucu.
Latif Demirci'nin çizgileriyle zenginleştirdiği Tarih Boyunca Yemek Kültürü bizi belli başlı bütün yemek kültürleri konusunda bilgilendirirken eğlendiriyor da. İştahımızı açtığı da ayrı bir konu tabii.



Sayfa Sayısı: 381

Baskı Yılı: 2001


Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Sayfa Sayısı : 381

İlk Baskı Yılı : 2008

Dil : Türkçe

ISBN: 9789754708653


Yorumlar (2)

yemek ve ötesi

müthiş bir kitap. alışageldiğimiz yalın ve rahat anlatımına, yer yer mizahı da ekleyerek  anlatma kültürünün eşine az rastlanır örneklerinden birini sunuyor murat belge.

abdurrahman çelebi

koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derlermiş. o misal. eser iyi, güzel, hoş , keyifli. fakat çoğu murat belge eseri gibi oldukça sığ. olay şu : adam gezmiş, görmüş, yemiş, içmiş. her şeyden az çok bilgi edinmiş. ve üşenmemiş, çoğu bir dergide yayınlanmış yazıları derlemiş toplamış...iyi de etmiş. bizde bu tip eser çok azdır. o yüzden yoklukta önemli bir esermiş gibi algılanıyor. fakat bana göre yazar yalnızca ´´geyik muhabbeti´´ çeviriyor. bazı bilgiler yanlış (şarabın yalnızca fıçıda yıllanacağı bilgisi gibi), bazı tespitler gereksiz(bazı ülke mutfaklarına atılan çamur).....bu durum da kitabın sizi ikna etmesini engelliyor. yazar değer yargısını çok sık kulllanıyor. azıcık da kenara çekil , bilgiyi sun diyorsunuz okurken.aslında kitabın başlığı bu denli iddialı olmasa yazmazdım bu eleştiriyi...ama tarih boyunca yemek kültürü yazıyorsun, sonra koca şaraba 2 sayfa ayırıyorsun, koca çin mutfağına 2-3 sayfa yazıyorsun. neymiş çin mutfağı : bitkiler az pişmiş olurmuş. neymiş hint mutfağı: abartılı baharat kullanılırmış. dedim ya, koyun keçi ilişkisi. memlekette halen daha çoğu sahada ciddi boşluk var, birisi gelip kendi anılarını yazıyor ve bunu ´´tarih boyu yemek kültürü ´´ diye pazarlıyor. ve satıyor, o alanda otorite filan sayılıyor. burası türkiye , oluyor böyle şeyler.