Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Sıdıka

Sıdıka

Sıdıka

10/10 - 9 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yayınevi :

İletişim Yayıncılık , Çağdaş Türkçe Edebiyat Dizisi

  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!


"Tuhaftı... Sanki herkes 'fabrıga'nın gizli bir işaretini taşıyordu... Orkestra, kimselerin duyamadığı tılsımlı bir fabrika sireni çalıyor; yaşamın vardiyasını değiştiriyordu... O an, 'ağır sanayii'nin, olanca ağırlığı üstüme çöktü... Kendimi de fabrikanın bir ürünü gibi duyumsadım... Bir an için, 'fabrıga'nın yaşamımızda hiç olmadığını düşündüm... Sonra, önce senin, ardından diğerlerinin gülümseyen 'düğünlü' yüzlerine baktım... Baktım ve 'fabrıga'nın başka bir şey değil, biz olduğumuza karar verdim... Çocukluğumdan beri pek sevmediğim, o koca, dumanlı deve ait yüksek fırınların, niye Ayşe, Ülkü, Zeynep gibi insan isimleri taşıdığını çözdüm..."



Sayfa Sayısı: 224

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Sayfa Sayısı : 224

İlk Baskı Yılı : 2008

Dil : Türkçe

ISBN: 9789754705225

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

Bir muhalefet biçimi olarak mizah
Merve Fergökçe

Bir toplumda yaşamak, toplumla aynı yöne gitmek hatta toplumun gideceği yönlerin belirlenmesinde rol almak. Bunları “bireyin ve toplumun sağlığı” için yaparken, herşeyin “normal” görünmesini sağlamak, ve –miş gibi davranmak. İşte aslında “günlük hayat” bu.

Bir de; yine aynı toplumda yaşamak ama aynı yolu yürürken biraz farklı gözlükler kullanmak var. Bunlar öyle gözlükler ki hem camlarının rengi farklı – dolayısıyla görüşü – hem de çerçevesi bir o kadar farklı – dolayısıyla görünüşü. Üstelik bu çerçevenin “kralı çıplak göstermek” gibi meziyetleri olmasına rağmen kimseye bir zararı yok! Aksine; toplumun yürüdüğü yolda ihtiyaç duyduğu ekmeğe, suya ve her türlü yaşam desteğine ek besin olarak sunulan ruhsal bir besini sağlıyor: Mizahı!

.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Yorumlar (4)

TÜM YORUMLARI GÖSTER
sıdıka

Bu ülkede hep böyle olmuştur.Tüketmek üretmekten daha cazip gelmiştir bireye.Düşünüyorum toplumun seyir zevki bu tarz dizilere bu kadar çok özlem duyarken bugün neden bu kadar anlamsız dizi tv\´lerde çok izlenir.Sıdıka dizisine gelince eskiden her mahallede okuyamasada kendini hayli hayli geliytirmiş kızlar olurdu.Şimdi tam tersi evinde dizini kırıp oturması gerektiği söylenen kızlar sanal alemin soğuk duvarlarında bambaşka bir dünyaya kapı aralamanın hayallinde.Onları bu sığ dünyadan kurtaracak şeyin sanat olduğundan bihaber yaşamaktalar.Sıdıka yaşanmış bütün yanlışların muhalif sesi.Sıdıka odasının penceresinden bütün dünyayı seyre dalıp hayal ettiği dünyayı o samimi iç sesiyle bize enlatmaya çalışan günlüğüne koca bir dünyayı sığdıran kız.Birde

Sıdıka

Kımıldanır mahallemin daralan ruhu
Basma perdelerimde gün batarken
Atıp saatler süren uykusunu
Odama uzanır akasyam pencereden
Kırmızı uzak damlarda bir serinleme
Uyanır gündüz uykusundan evler
Kapılarda işleri ellerinde
Kadınlar giyinip kocalarını bekler
İyi insanların ruhudur yakınlaşır
Takunya sesleri gelir evlerden
Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır
Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden/Orhan veli
Sıdıka bana hep Orhan Veli´nin Mahallemdeki Akşamlar için şiirini hatırlatır. Yalnızca bu dem rahat bir dünya taşır/bin mihnet kafasında yorgun beden. Sıdıka böyle biriydi aslında. Penceresinden dünyaya bakan hayaller kuran duyarlı kız. Dünyaya, sanata, hayata sessiz kalamayan. Eskiden her mahallede vardı. Okutulmayan ama kendini geliştirmiş bir kız çocuğu. Sanki kendisine biçilen hayata karşı bir cevaptır.

Okuyun, okuyun, okutun:)

Önceleri de sınav aralarında mola vermek için ya da birileri beni üzdüğünde ara ara okuyup neşelendiğim kitaplardandı. Şimdi o kadar yıl sonrasında yine başladım Atilla Atalay kitapları okumaya. Öyle ki, eskiden de sürekli açıp kapamaktan sayfalar yıpranmış:) Kitabı okurken her şekilde gözlerinizden yaş geliyor:) Birazı gülmekten diğer yarısı da hüzünden. Okul yıllarımın idolüydü Atilla Atalay, en sevdiğim yazar, internet üzerinde güvenlik sorularımın yanıtıydı :) Şimdi... Nerelerdesiniz?