Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Şakird

Şakird

Şakird

6/10 - 7 Kişi FAVORİLERİME EKLE
  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!

."İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan. Tüm bu görkemli yapı aslında iskambil kâğıtlarından kurulmuştu. Ancak hiç rüzgâr estirmezsen ayakta durabiliyordu. Beynini kilitlersen, inancın temel dayanaklarını asla sorgulamazsan, düşünmek yerine kabul etmeyi içine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kâğıtlar yıkıldı."

Cemaat şirketlerinin isimleri, ciroları, okullarındaki öğrenci sayısı, Hocaefendi olarak anılan liderlerinin görüşleri: Ülkenin en güçlü İslami cemaati hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı, söylendi. Ne var ki bu yapıyı oluşturan insanların yaşamları, oradan yolu geçenlerin duyguları, düşünceleri hep bir sır olarak kaldı.

Üniversite yıllarında Hizmet'i yakından tanıma fırsatı bulan yazar, anılarından hareketle kaleme aldığı bu romanda cemaatten insan manzaralarını paylaşıyor okurlarıyla. Hizmet'e katılmanın ve kopmanın nedenlerini irdelerken hem cemaate hem cemaatin dışındaki dünyaya seslenerek, birbirlerine ve hayata farklı bir pencereden bakmayı öneriyor.

Murat, Elif, Yusufçuk ve Ahmet'le birlikte bir yol öyküsü eşliğinde...



Sayfa Sayısı: 224

Baskı Yılı: 2005


Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık

Sayfa Sayısı : 224

İlk Baskı Yılı : 2005

Dil : Türkçe

ISBN: 9789753425391


Yorumlar (3)

Konusunun Ağırlığı Altında Ezilmiş

Nur cemaati diye bildiğimiz şeyle ilgili bir kitap bir noktada yazılacaktı; yani eleştirel anlamda demek istiyorum. Şakird böyle bir roman mı? Emin olamıyorum. Aslında daha önce bu cemaatin dayattığı yaşam biçimine ve yapısına ilişkin bazı edebiyat yapıtlarında değinme düzeyinde bölümler vardı; benim aklıma hemen gelen iki örnek: Biri Mehmet Efe´nin kült romanı "Mızraksız İlmihal"dir... Bu kitapta Mehmet Efe, islami çevrelerde gençliğin modern hayata hazırlıksız olduğunu işliyordu. Efe´nin kitabından yer yer Nilüfer Göle gibi sosyologlar da yararlanmıştır. Bir diğer isim de, Efe kadar tanınmasa da Selçuk Orhan... Bu arkadaşımız "Taş Kayık" adındaki kitabında, Müstecaplıoğlu´ndan da, Efe´den de daha acımasız bir yaklaşım ortaya koymuş. Biçim açısından daha nitelikli bir kitap yazdığı söylenebilir. Bu iki yazarın da yıllardır kitap açısından sessiz kalmaları/bırakılmaları acaba eleştirilerinin bir diyeti midir?

Konumuza dönecek olursak, Müstecaplıoğlu bana göre yüzeysel bir panorama sunuyor. Bu dediğime herkes katılmayabilir; ama bu tür romanların kurgusunda, harika fantastik öykülerinde olduğu kadar başarı gösterdiğine inanmıyorum. Yine de, az ele alınmış, önemli bir konuyu işleme niyetinden ötürü gözden kaçırılmamalıdır.

Beğendiğimi söyleyemeyeceğim

Barış Müstecaplıoğlu'nun Şakird adlı kitabı yaklaşık iki aydır elimdeydi ne yazık ki aldığım günden beri hiç sarmadı, sevemedim. İnsanı sürükleyen bir tarafı yok, pek çok kişi olmasına rağmen kahramanların hiçbiri tam olarak anlatılmıyor, kitabın kaldığım yerini bile hatırlamakta güçlük çekiyordum, onu okuduğum sıralarda başka kitaplar da okudum ama başladığım için bitirme gereği duydum yoksa öyle aman aman bir eser değil. Bilmiyorum diğer eserleri nasıl ama bunu pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.

Vakit boşa geçmiş..

Yazarın eserini eski hayatına ihanet olarak görüyorum. Kendi iç hesaplaşmasını toplumla paylaşarak kendi destek kitlelerle tatmin olmaya çalışmış, adını da cesurluk koymuşlar. Bence bu durumda cesurluk o cemaati içindeyken bu kitabı yazabilmekti...