Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Pasajlar

Pasajlar

Pasajlar

9/10 - 14 Kişi FAVORİLERİME EKLE
  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!

...Çalışmanın bütününe yakın bölümünde kendine özgü ve "mozayik" yöntemi diye adlandırılabilecek bir yöntemi uygulayan Benjamin, bütün bir dönemin kültür tarihini, genelde dikkat edilmeyen ayrıntılardan (döşeme biçimlerinden, giysilerden, akşam saatlerinin iş dönüşü kalabalığından, dedektif romanlarından, sokakların ışıklandırılmasından vb.) yola çıkarak, geliştirdiği kavramları ve dünya görüşünü "yaşayan" bir organizmanın kalıbı içerisinde sergiler. "Pasajlar"ın bu kitapta toplanan metinleri, Walter Benjamin`in kendi öngörmüş olduğu, ama kendisi hayattayken basım aşamasına gelemeyen düzenlemeye sadık kalınarak bir araya getirilmiştir.





Pasajlar (Passagenwerk), Alman düşünür ve kültür tarihçisi Walter Benjamin`in (1892-1940) ilk gençlik çağından başlayarak, ölümüne kadar üzerinde çalıştığı başyapıtıdır. 19. Yüzyıl`ın Başkenti Paris`le birlikte bu alandaki çalışmalarına başlayan, daha sonra yapıtını Baudelaire üzerine kaleme aldığı incelemelerle geliştiren Benjamin, Pasajlar`la, 19. Yüzyıl7ın kültür tarihini bütün toplumsal temelleri ve 20. Yüzyıl`a ait uzantılarıyla irdelemeyi öngörmüştür. Yazar tarafından tasarlanan kapsam içersinde Tarih Kavramı Üzerine Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı, XIX. Yüzyıl`ın Başkenti Paris, Charles Baudelaire: Kapitalizmin Yükseliş Çağında Bir Lirik Şair ve Baudelaire`de Bazı Motifler Üzerine, Pasajlar`ın çeşitli aşamalarını oluşturur.
Çalışmanın bütününe yakın bölümünde kendine özgü ve "mozaik" yöntemi diye adlandırılabilecek bir yöntemi uygulayan Benjamin, bütün bir dönemin kültür ayrıntılardan (döşeme biçimlerinden, giysilerden, akşam saatlerinin iş dönüşü kalabalığından, dedektif romanlarından, sokakların ışıklandırılmasından vb.) yola çıkarak, geliştirdiği kavramları ve dünya görüşünü, yaşayan bir organizmanın kalıbı içersinde sergiler.
Pasajlar`ın bu kitapta toplanan metinleri, Walter Benjamin`in kendi öngörmüş olduğu, ama kendisi hayattayken basım aşamasına gelemeyen düzenlemeye sadık kalınarak bir araya getirilmiştir.



Sayfa Sayısı: 277

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı : 277

İlk Baskı Yılı : 2008

Dil : Türkçe

ISBN: 9789753631334

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

'PASAJLAR’DA YÜRÜMEK
ANİ CEYLAN ÖNER

“Pasajlar şunu savunur: Kapitalizm çağını biçimci “Modernizm” ve tarihsel açıdan eklektik “Postmodernizm” diye ikiye ayırmak bir anlam ifade etmez, çünkü bu eğilimler zaten sınaî kültürün başından beri var olmuştur. “Modernizm” ve  “Postmodernizm” kronolojik çağlar değil, sanat ile teknoloji arasında yüzyıla yayılan siyasal konumlardır. Dolayısıyla her iki konum da ancak kısmi bir hakikati temsil eder; meta toplumunun çelişkileri aşılmadığı sürece bunların her biri “yeniden” ortaya çıkacaklardır.”
SUSAN BUCK MORSS

.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Yorumlar (2)

çeviri başarısı

özellikle paris ve baudelaire üzerinden 19.yy avrupasının ve kapitalizmin ince araçlarını sergiliyor.
kitapta en sıkı satırlar ÿ"flaneurÿ" üzerine olan bölümdür.zihin açıcı kısımlardır.
ayrıca çeviri çok başarılıdır. bu takım kuramsal ve felsefi eserlerde çokça görülen zorlamalı dile bu kitapta  rastlamadım.gayet açık cümleler...

Pasajların sihri

Refah içinde, parıltılı bir çocukluk; eylemin eşiğinde, ahlakın dizgininde bir gençlik; tedirginlik, kararsızlık, aradalık; ikinci büyük savaş ve intihar: Walter Benjamin. "Tanrı bakışlı" marksist, 1940 yılında Avrupa'yı bir uçtan diğerine yıkıp geçen faşizm şeytanından kaçmaktan vazgeçer, kendi seçimiyle tarih meleğinin gözlerini alamadığı felaketler dizisinde yerini alır.<br>
Brecht, "Hitler"in Alman edebiyatına verdirdiği ilk büyük kayıp" der onun için oysaki bir edebiyatçı değildir. Kimileri için ise, hayatı boyunca kurtulamadığı intihar düşüncesini tatbik etme fırsatını bulmuştur Benjamin. Hayatı ve ölümü üzerine çıkan söylentiler bir yana, geride tamamlanmamış devasa bir proje (Pasajlar), gizemleri hala tam anlamıyla çözülemeyen denemeler ve fragmanlar; adının arkasında da bir efsane halesi bırakmıştır.
Ahmet Cemal, Pasajlar'ı 1992'de derleyip çevirmiştir. Benjamin'in çeşitli yayınlarda, kitaplarda bölük pörçük duran metinlerinin başlıcaları tek bir kitapta toplanmıştır nihayet. Pasajlar için çalışmaya 1927 yılında başlamış, ölümüne kadar da aralıklarla devam etmiştir Benjamin. Bitirip kitaplaştırmayı başaramadığı projesinin tamamlanmış parçaları, mektuplarına dayanılarak kestirilen düzeni içinde bir araya getirilmiştir. Bu kitapta Benjamin tarihe kurtuluş ümidiyle -ya da ümitsizliğiyle- bakar, tarihin yıkıp geçtiği, ezip çiğnediği kişiler ve nesnelerin peşine düşer, tedavülden kalkan, antika dükkânlarına hapsolan harabe yığınının içinden toplayabildiklerini toplar ve şimdi'ye getirir. Geçmişle şimdinin çarpışmasından çıkan kıvılcımda, aralık kapıdan kafasını uzatmakta tereddüt eden Mesih'in ışığını bir anlığına da olsa yakalamaya, yakalatmaya çabalar. Çünkü ona göre, bu dünyada gerçek bir devrim olacaksa, rehberi Mesih, yani teolojinin kurtuluş düşüncesi olacaktır: "Ancak kurtulmuş bir insanlık geçmişine tümüyle sahip çıkabilir". Eylem ve düşünce bu şekilde birleşecek, doludizgin akıp giden tarihin önüne çoktandır beklenen bir set çekecek, kopuş gerçekleşecektir. Ezilenler intikamlarını alacaktır. Benjamin bu amaçla bakar 19. yüzyılın artık gözden düşmüş Paris pasajlarına "kenti, kentin geçmişini kentin şairi Baudelaire'i okuyarak" ilerleme ışıltısı altında köhnemiş görünen nesneler, olgular, kişiler zayıf da olsa taşıdıkları potansiyelle asıl ilerleyenin toplumsal gerileme olduğunu suratlara çarpabilsinler diye; okuyucuyu bir anlığına da olsa tarihin dışına çıkartıp şok etmek, asıl resmi anlatmak değil, sezdirmek için.<br>
Bunları okuduktan sonra, olur da Pasajlar'la başbaşa kalırsanız, Benjamin'in birbirinin üzerinden kayıp giden cümlelerinin, şimşek gibi çakan metaforlarının, bir araya getirip kendi hallerine bıraktığı, zamanı şoklama amaçlı olgu kümelerinin ağına takılmamanız mümkün değil. En kötü ihtimalle, üslubundaki zarafete tutulup, bir örneğini gördüğünüz acemice denemeler karalayacak; en iyi ihtimalle ise, kısmen biz öyle istediğimiz için tekerrür edip duran tarihi, koca koca harflerle yazılmış tarih kitaplarını bir kenara atıp, geleceği kurtaracak, Mesih'i buyur edecek bir şimdiyi kurmak için geçmiş avcılığına çıkacaksınız. En uçuk ihtimalde ise, bundan sonra okuduğunuz her metinde O'nu arayacak ve hatta bulduğunuzu sanacaksınız. Tutunamayanlar'ın ücra bir köşesinde onun sesini duyacak; Sessiz Ev'de onun tarih meleğini görecek; Nurdan Gürbilek'in, Oğuz Demiralp'in denemelerinde O'nun kokusunu, tadını alacaksınız. O'na dokunmak isterseniz de; işte Pasajlar, işte Son Bakışta Aşk, işte Moskova Günlüğü orada duruyor