Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

8/10 - 54 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yayınevi :

Siren Yayınları

  • 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava!

"Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman."
-The New York Times-

11 Eylül'de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass'ın Teneke Trampet'inden, Paul Auster'ın Ay Sarayı'ndan ve Italo Calvino'nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika'da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

"O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. "Hangi mesele?" "Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi." "Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü'nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?" demişti. "Muhtemelen susuzluktan ölürdüm," demiştim. "Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?" demişti. "Bilmem. Ne?" demiştim. "Düşün bakalım," demişti. Düşünmüştüm. "Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi." "Ki o da Sahra'yı değiştirdiğin anlamına gelirdi." "Yani?" "Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!" "Doğru!" demiştim yerimde doğrularak. "Sahra'yı değiştirdim!" "Anlamı?" demişti. "Ne? Söyle." "Eh, Mona Lisa'yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum." "E?" "Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti" "Hı-hı?" "Ama yaptın. Yani?" Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: "İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!" "Doğru." "Evreni değiştirdim!" "Değiştirdin." "Ben, Tanrı'yım!" "Sen ateistsin." "Ben, yokum!" Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük."

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.

"Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz."
- Philadelphia Inquirer-
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 400

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Siren Yayınları

ISBN: 9786055903053

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

Sabit Fikir

Büyülü Gerçekçilik’in bize yutturdukları
Mert Tanaydın

Okuduğumuz kitapların bazılarında dünyanın boz halleri anlatılıyor, pembe halleri yerine. Ancak öyle bir anlatılıyor ki o boz ya da kara haller, o çoraklıklar, o şiddet tıpkı bir masal dinleyen çocuk gibi büyüleniyoruz okuduklarımızdan. Elem verici olayların içinden geçerken, birlikte maceralar yaşadığımız karakterlerimiz kaderlerine gözümüzün önünde ilerlerken, bir burukluk hissetsek bile çoğu zaman metanetle (ve bir seyircinin kaçınılmaz ihanet hissiyle keyif alarak) bu anlatıları kat ediyoruz. Edebiyat acıyı bize tatlı bir kandırmacayla tanıtıyor.
.

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016

Yorumlar (13)

TÜM YORUMLARI GÖSTER
Yüreğimi Dağıttı.

Bir kitap size neler hissettirebilir? Yüreğinizin kaç kat derinliğine inebilir ?Benimkini tamamıyla dağıttı. Bu kitabı satın alın, konusunu okumayın, filmi varmış sakın sakın izlemeyin, çünkü böyle bir derinliği ancak bir kitap verebilir. Eğer izlediyseniz satın almanız gerekir mi bilmiyorum. Tüm kalbimi önce tutsak etti, sonra ise elleriyle boğdu sanki! Bir kitap yazılacaksa, en iyisi ancak bu olabilirdi..

sonuna kadar okunmalı...

İlk elime aldığımda ben de her şeyin birbirinden kopuk olduğunu düşünmüştüm ve okumaktan vazgeçmek üzereydim ama ısrarla okudum. İyi ki de okudum. Sonlarına doğru kitap bir bütün içine bürünüyor ve iyi ki de okudum diyorum.

esin dolu...

Yazarın başka kitabını okumadım ama bu kitapla her sayfada gözümüze sokulan simgeler hep başka yazarlardan esinlenmiş gibi geldi bana, en sonunda simge içinde kaldım... Ayrıca kendi başına büyük şehir sokakalarında dolaşan büyümüş de küçülmüş karakter o kadar havada ki, karakterle ilgili eklenen her cümle " aslında çok süfer zekiydi" demeye çalışıyor, Alper Canıgüz´ün kitabından sonra buna anca "Pfftt" derim. Ben okudum ama sevemedim bu kitabı herkes de çok beğeniyor, bilemedim şimdi, diğer kitaplarından birini deneyerek başlayın, belki onlar daha samimidir.